Tarım İşçilerinin Ölümüne Yol Açan Kazalar Kader Değildir!
Şanlıurfa’dan Karadeniz’e, Ordu’ya doğru yola çıkan tarım işçilerini taşıyan minibüs, Sivas’ın Suşehri ilçesinde kaza yaptı. Bu kazada ne yazık ki 4 canımızı kaybettik, 18 kişi de yaralandı. Hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı; yaralılara acil şifalar diliyorum.
Her biri bir evin umudu, bir çocuğun annesi, babası, kardeşi; her biri alın teriyle yaşamaya çalışan onurlu emekçilerdi.
Bu yaşanan, sadece bir trafik kazası değil. Bu, yanlış tarım politikalarının, ihmallerin, yoksulluğun, çaresizliğin ve duyarsızlığın yol açtığı derin bir sosyal yaradır.
Ve bu ilk değil. Daha önce de oldu, defalarca… Ne yazık ki her seferinde unutuldu. Aynı acılar tekrar etti. Sessizce gömüldü toprağa. Ama biz sustukça bu kader değişmedi.
Şanlıurfa, Fırat Nehri’nin kıyısında, Mezopotamya’nın kalbinde yer alan; dünyanın en verimli tarım topraklarına sahip kadim bir şehirdir. Bu topraklar, binlerce yıldır sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış; nice uygarlık, bu bereket uğruna savaşmış, can vermiştir.
Ama bugün Urfa’nın çocukları, kendi toprağında doyamıyor.
Bu bereketli toprakların insanı, geçimini sağlamak için binlerce kilometre öteye gitmek zorunda kalıyor.
Fıstığın, pamuğun, buğdayın, mercimeğin yetiştiği bu topraklarda çiftçi ayakta kalamıyor.
Çünkü bugün tarım; planlamasız, desteksiz, vizyonsuz yönetiliyor.
Çünkü bugün tarım politikaları üreticiyi değil; ithalatı, aracıyı, büyük sermayeyi önceliyor.
Çünkü bu toprakların bereketi, yanlış politikalarla heba ediliyor.
Urfa’dan Karadeniz’e, Çukurova’dan İç Anadolu’ya mevsimlik işçilerin gitmesi bir tercih değil, bir zorunluluktur. Çünkü kendi topraklarında üretmeye, yaşamaya, geçinmeye olanak tanınmıyor.
Bu, bir ekonomik göç değil; bir çaresizlik yürüyüşüdür.
Artık bu sessizliğe, bu çaresizliğe bir son verilmelidir!
Devletin ve tüm ilgili kurumların, mevsimlik tarım işçilerinin çalışma, barınma ve ulaşım koşullarını denetlemesi, güvenli hale getirmesi bir zorunluluktur.
Ama daha da önemlisi, bu insanları başka şehirlere gitmek zorunda bırakmayacak; onları kendi topraklarında istihdam edecek, refah içinde yaşatacak politikaların hayata geçirilmesidir.
Urfa’nın bereketli toprakları, doğru yönetilirse kendi halkını doyurur, zenginleştirir, geleceğe taşır.
Bugün Karadeniz’e işçi gönderen bu topraklar, yarın Türkiye’nin tarımda lokomotifi olabilir.
⸻
Biz istiyoruz ki;
• Hiçbir çocuk, anne babasını bir kazada kaybetmesin.
• Hiçbir kadın, eşiyle birlikte çadırlarda, yokluk içinde tarladan tarlaya sürüklenmesin.
• Hiçbir tarım işçisinin kaderi sefalet olmasın.
• Ve hiçbir Urfalı, kendi toprağında üretemediği için yollara düşmesin.
⸻
Bu son kaza, son olsun.
Bu acı tekrar etmesin.
Bu yoksulluk, “kader” gibi kabul edilmesin.
Tüm yetkilileri, karar vericileri, siyasetçileri;
Tarım politikalarını acilen gözden geçirmeye,
Üreticiyi merkeze alan, çiftçiyi yaşatan, emeği koruyan bir tarım reformuna çağırıyorum.
Şanlıurfa’nın toprağı bereketlidir. Halkı da üretkendir.
Yeter ki onları yoksulluğa mahkûm eden düzen değişsin!
Saygıyla kamuoyuna duyururum.
Ömer FIRAT
Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası
Yönetim Kurulu Üyesi



















